Cep Telefonları Kanser Yapar Mı?

- 25 Nisan 2017

Cep telefonları kanser yapar mı? Cep telefonu ve kanser ilişkisi hakkında bilimsel veriler.

Cep telefonlarının antenleri radyofrekans (RF) dalgaları yaymaktadır. Mikrodalga fırınlardaki gibi yüksek enerjili RF dalgaları vücuttaki dokuları ısıtabilir. Cep telefonları, mikrodalga fırınlardan çok daha düşük enerjili RF dalgaları yaymaktadır. Kullanıcının maruz kaldığı enerji, telefonla konuşma süresi, telefonun modeli, telefonun vücuda olan yakınlığı, baz istasyona olan uzaklık (uzak mesafelerde haberleşebilmek için daha fazla enerji kullanılır) ve çevrede o an görüşme yapılmakta olan telefonların sayısıyla ilgilidir. Kullanıcının telefondan aldığı enerji miktarı SAR (Specific absorption rate) değeri ile belirtilmektedir. Bu değerler telefonların marka ve modellerine göre değişmektedir. Ev içinde kullanılan telsiz telefonlar, cep telefonlarının yaydığının altıda biri kadar enerjide Radyofrekans dalgaları yaymaktadır. Telefonlar kullanılırken kafaya yakın tutulduğu için bu bölgedeki gliom gibi kötü huylu, meningiom ve akustik nörinom gibi iyi huylu beyin tümörleri ve tükrük bezi tümörlerinin sıklığı üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Radyofrekans enerjiye maruz kalmayı en aza indirmek için şunların yapılması önerilmektedir:

Kablolu veya kablosuz hands-free (telefonun tutulmadığı) yöntemlerin kullanılması. Kablolu kulaklıklar RF dalgası yaymaz. Blue-tooth (mavi diş) kablosuz kulaklıklar, 0,001 watt/kg yani izin verilen SAR sınırının binde birinden az RF dalgası yayar. Çevredekilerin karşı tarafı duyması sorun oluşturmuyorsa, hoparlörü açılarak da telefon kullanılabilir.

SAR değeri az olan bir telefon kullanmak.

Kendinizin ve çocuğunuzun telefon kullanımına sınırlama getirmek.

Cep telefonları ve kanser konusunda çalışmalar yapılmıyormuş gibi veya bazı gerçekler var da saklanıyormuş gibi haberler yapılmaktadır. IARC’nin internet sitesinden bu konuyla ilgili güncel bilgilere ulaşılabilmektedir. Bu konuyla ilgili uluslararası bir çalışma yürütülmektedir ve en son resmi açıklama 2008 Ekim ayında yayınlanmıştır.

Bu çalışmaya şimdiye kadar, 2.600 glioma (bir beyin tümörü), 2.300 meningioma (bir beyin tümörü), 1.100 akustik nörinom (işitme siniriyle ilgili bir tümör), 400 parotis (tükrük bezi) tümörü hastası ve bunlara karşılık kontrol grubunu oluşturan tümörsüz kişiler alınmıştır.

Çalışmada kabul edilen tanım şöyledir: Regular mobile phone user – Düzenli cep telefonu kullanıcısı: Son 6 aydır veya daha uzun süredir, haftada en az 1 kez telefon görüşmesi yapan kişi.

Bu çalışmaların çoğunda düzenli cep telefonu kullanımının kanser riskini arttırmadığı sonucuna varılmıştır. Glioma ile ilgili bazı ülkelerde, uzun süreli telefon kullananlarda bir sonuca ulaşılmıştır. Kuzey Avrupa (Nordic) ve İngiltere’nin bir kısmındaki hastaların sonuçlarını birleştiren bir çalışmada, 10 yıldan daha fazla cep telefonu kullanan kişilerde, telefonun kullanıldığı taraftaki beyin yarısında glioma (Lahkola ve arkadaşları 2007) ve akustik nörinom (Schoemaker ve ark. 2005) gelişme riskinin arttığı sonucuna varılmıştır ve IARC’nin 2008 Ekim raporunda vurgulanmıştır. IARC bilgilendirme yazısında, bu çıkartımın gerçek olabileceğini veya kontrol grubuyla yapılan karşılaştırmalarda kullanılan yöntem farklılıklarına bağlı olarak yanıltıcı olabileceğini vurgulamaktadır.

Meninjiom ve parotis tümörlerinin gelişmesi riskinin arttığına dair belirgin bir sonuç elde edilememiştir.
Bu sonuçlar insanlardan saklanmamıştır, ancak yorumlamaya açıktır. Kanserojen maddelerle ilgili ne kadar titiz incelemeler yaptığı kaynaklardaki yayınlarında görülen IARC, bu çalışmaların sonuçlarını değerlendirirken kesin bir hüküm vermemiştir. Her iki çalışma için de kullandığı İngilizce cümle şu şekildedir: “This finding could either be causal or artifactual, related to differential recall between cases and controls.” Kanser olanlar ve olmayanlar, telefon kullanımını farklı şekilde hatırlayabilirler.

Araştırma sırasında, kanser olmayan kişiler, bu çalışmaya davet edildiğinde, katılmayı reddetme ve dolayısıyla başka bir kontrol vakası bulmak durumunda kalınması gibi etkenler sonuçları etkileyebilir diye düşünülmektedir. Telefonun hangi kafa yarısına tutulduğunun araştırılması ile ilgili Schuz’un yazısını okumak gerekir.

Cep Telefonu Kanser Yapar mı?

Görüş Bildirin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir