Hedefe Yönelik Tedavi

- 30 Nisan 2017

Kanserde hedefe yönelik tedavi ile kanser tedavisinde en yeni gelişmeler ve ilaçlar.

Kullanıma giren ilk kemoterapi ilaçları genellikle tümördeki ve normal hücrelerdeki pek çok bölgeyi etkilemekteydi. Hücre çoğalmasına sebep olacak proteinlerin yapılmasını engellemek amacıyla verilen ilaçlar, diğer pek çok proteinin yapılmasını da engellemekteydi. Genellikle bu ilaçlar proteinlerin yapılmasını sağlayan genetik yapıya (DNA ve RNA) zarar vermekteydi. Son yıllarda, hücre biyolojisi ile ilgili bilgilerimiz arttıkça, daha önce bilmediğimiz, kanser hücresine fayda sağlayan kilit öneme sahip proteinler keşfedildi.

Farmakolojideki gelişmeler sayesinde, kanser hücresindeki tek bir protein (yapı) veya protein ailesini durdurmaya yönelik moleküller üretilebilmektedir. İşte, bu şekilde belirli bir grup protein veya yapıya karşı oluşturulmuş ilaçlara hedefe yönelik tedavi denmektedir. Bu protein ve yapıların pek çoğu normal hücrelerde de vardır. Bu yüzden hedefe yönelik tedavilerin yan etkisi daha azdır veya hiç yoktur diyemeyiz. Ancak, ilacı oluştururken, en azından kanser hücresinde hedeflediğimiz belirli bir yapıyı etkisiz hale getirmek istediğimiz anlaşılmalıdır.

En sık iki tip ilaç kullanılmaktadır.

Birisi, hücre yüzeyindeki algaçları etkisiz hale getirmek üzere üretilmiş, damar yoluyla verilen ve gittiği hücrelerin yüzeylerindeki bu algaçlara tutunan bağışıklayıcılardır. Bu bağışıklayıcılar aynı zamanda biyolojik tedaviler sınıfının da bir üyesidirler. Bağışıklayıcılar sindirildikleri için ağız yoluyla alınamazlar ve damar yoluyla kullanmak zorunluluğu vardır. İngilizce “monoclonal antibody” olarak bilinen bu ilaçların isimlerinin sonu mab harfleriyle bitmektedir. En çok bilinenlere örnek olarak, bazı lenfoma hücrelerinin yüzeyindeki CD20 ismiyle bilinen algaçlara tutunan Rituksimab (Mabthera) ve bazı meme kanseri hücrelerinin yüzeyindeki c-erbB2 isimli algaça tutunan Trastzumab (Herceptin) verilebilir.
İkinci tip ilaç, ağız yoluyla alınabilen, hücre içine girebilen, İngilizce “small molecule” (küçük molekül) ismiyle sınıflanmış ilaçlardır. İsimlerinin son üç harfi nib ile bitmektedir. İlk ve en bilineni imatinibdir. Piyasa ismi Amerika’da Gleevec, Avrupa’da ve ülkemizde Glivec’dir. Kronik myelositik lösemi (CML= KML) ismiyle bilinen bir hastalıkta kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra sindirim sistemindeki bir çeşit kas tümörü olan Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) hastalığında da etkili olacağı tahmin edilmiş ve başarıyla kullanılmıştır. KML’de kemik iliği naklinin, GIST’de ise kemoterapinin neredeyse tamamen yerini almıştır.

hedefe yönelik tedavi

Görüş Bildirin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir