Kanserin Bitkisel Tedavisi Mümkün mü?

- 25 Nisan 2017

Kanserin bitkisel tedavisi mümkün mü? Hangi bitkiler kanser tedavisinde kullanılıyor? Bitkisel kanser tedavisi bir efsane mi yoksa gerçek mi?

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir ki, pek çok kanser ilacının ilk keşfi bir bitkiden elde edilerek yapılmıştır.

Kanserli hastalara faydası olduğu düşünülen bir bitkiden elde edilen ilacın herkesin kullanımına ulaşabilmesi için pek çok yıl süren aşamalardan geçmesi gerekir. Böylelikle doktorlar, hastalarda kullandıkları ilacın içinde hangi etken maddenin olduğunu, hangi miktarda kullanılırsa hangi etkiler olacağını ve yan etkilerine karşı neler yapabileceğini bilirler. Eğer varsa bile bir bitkinin kansere karşı etkilerinden, ilaç şirketleri tarafından güvenli bir şekilde sunulmadan faydalanmaya çalışmak akılcı olmayacaktır. Bir bitkinin içinde, insana zararlı olabilecek pek çok kimyasal madde olabilir. Bitkinin göstereceği etkiler hangi toprakta yetiştiğine, hangi ayda, hatta hangi yılda toplandığına göre değişiklik gösterebilir. En korkulan şeylerden birisi de hasta aynı zamanda kemoterapi alıyorsa, bununla etkileşerek etkisinin azalmasına veya yan etkilerin çoğalmasına sebep olabilmeleridir.

Bir örnek olarak, Taxus brevifolia bitkisinde elde edilen paklitaksel isimli ilacın keşfi ve piyasaya sunulmasına kadar geçen aşamaların bilinmesinde fayda vardır. 1964 yılında, kanser hücrelerini öldürücü özellikte olabileceği keşfedilmiş, 1992 yılında FDA tarafından kanser tedavisinde kullanılmak üzere satışı onaylanmıştır. Bu ilacın piyasaya sürülüş öyküsü incelenirse, tıp doktorlarının neden zakkum bitkisinin aceleyle mucize bir ilaç olarak tanıtılmasından rahatsız oldukları anlaşılacaktır.
Bazı bitkilerin kanser hastasına karşı rahatlatıcı etkilerinden yararlanılabilir. Tamamlayıcı tıp ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda gerçekten faydası olan, hiç bir zararı olmayan ama faydası kanıtlanamamış, ya da belirli durumlarda zararlı olabilecek bitkisel tedaviler bilinmektedir. Hastalar bu konuyu kendilerini tedavi eden doktorla çeşitli sebeplerden dolayı konuşmayabilirler. Ancak, doktorun, hastasını bu konuda düşündüğü veya almak istediği tedavileri konusunda konuşması için teşvik etmesi, hastanın da çekinmeden bu kullandığı veya kullanmayı düşündüğü bitkisel tedavileri anlatması en doğru olanıdır. Doktorlar arasında bu konu eskiden çok tartışılmamakla birlikte günümüzde ülkemizde ve yurt dışında bu konuyla ilgili çeşitli araştırmalar yapılmakta ve sonuçları bilimsel ortamlarda makale, sözlü sunum, poster sunumu olarak paylaşılmaktadır.

  • Ülkemizde bu konuda halk arasında en çok kullanılan yöntemlerden birisi ısırgan otu yapraklarının kaynatılıp içilmesidir. Bilinen bir faydası veya zararı gösterilmemiştir.
  • Östrojen içeriği olan bir bitki, prostat kanserli bir hastada faydalı olabilecekken, meme kanserli bir hastada ise tam tersine hastalığın ilerlemesine sebep olabilir.
  • Bazı bitkiler, karaciğere hasar verebilirler.
  • Bazı bitkiler ise kanamalara yol açabilirler.
  • Greyfurt tüketmek, kemoterapi ilaçlarının vücuttan atılmalarını geciktirerek yan etkilerini çoğaltabilir.
  • Bazı bitkiler vücuttaki kansızlığın daha çabuk düzelmesini sağlayabilir.

Bu konuda, hastalar doktorlara soru sordukça, doktorlar da bilgi sahibi olmasalar da konuyla ilgilenmek zorunda kalmaktadırlar. Neyse ki, bu konuyla ilgilenen meslektaşlarımız, ve bu konuda bilimsel olarak yazılmış Türkçe kitap ve makaleler bulunmaktadır.

Vurgulamak istediğim şey, bitkisel tedavilerin alternatif (aykırı) tedavilerden ayırt edilmesi, yani tek başına tedavi edici olarak görülmemesi gerektiğidir. Bizim verdiğimiz kansere karşı tedavilerin yanında tamamlayıcı yani yan etkileri azaltıcı, iyileşmeyi hızlandırıcı etkileri olan bitkiler kullanılmak isteniyorsa, takip eden doktora mutlaka danışılmalıdır.

bitkisel

Görüş Bildirin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir