Kemoterapi ve Radyoterapi Kanser Yapar Mı?

- 26 Nisan 2017

Radyoterapi ve kemoterapi kanser yapar mı? Kansere neden olan kanser ilaçları ve kanser tedavisi uygulamaları.

Kanser tanısı ve tedavisindeki gelişmelere bağlı olarak, kanser tedavisinden sonra uzun yıllar yaşayan hastaların sayısı artmıştır. Böylelikle kanser tedavisine bağlı geç etkiler daha iyi anlaşılmıştır. ABD’de tüm kanserler göz önüne alındığında kanser tedavisinden sonra 5 yıldır yaşayan oranının yüzde 66 olduğu görülmüştür. Bu hastaların yüzde 16’sında (1/6) ikinci veya üçüncü kanserlerin ortaya çıktığı saptanmıştır. Bu kanserlerin bir kısmının sebebi kanseri iyileştirmek için kullanılmış olan tedavilerdir.

Radyoterapiden Sonra Gelişen Kanserler

Hodgkin lenfoma, testis kanseri, rahim ağzı kanseri, meme kanseri ve bazı çocukluk çağı kanserlerinde tedavi için verilen radyoterapinin ikinci bir kanser olasılığını arttırdığı gözlenmiştir. Radyoterapiden sonra, meme kanseri, akciğer kanseri, sarkom, gliom ve meningiom görülme riski artmıştır.

Radyoterapiye ne kadar genç yaşta maruz kalındıysa ve ışının dozu ne kadar yüksekse risk o kadar fazla olmaktadır. Radyoterapiye bağlı organ tümörlerinde risk, radyoterapi bittikten 5-10 sene sonra artış göstermektedir.

Radyoterapiye bağlı lösemi riski artışı, düşük doz radyoterapi alanlarda olmakta, radyoterapi bittikten birkaç yıl sonra başlamakta, en çok 5-9 yıl sonra görülmekte ve ondan sonra azalmaktadır.

Kemoterapiden Sonra Gelişen Kanserler

Bazı kemoterapi ilaçlarının verilmesine bağlı olarak, akut myelositik lösemi (AML) gelişebilmektedir. Alkilleyici grup ilaçlar ve topoizomeraz enzimini baskılayan ilaçlara bağlı olarak iki farklı yolla gelişen AML olduğu bilinmektedir. AML yapabileceği bilinen alkilleyici kemoterapi ilaçları, mekloretamin, klorambusil, siklofosfamid, melfalan, semustin, lomustin, karmustin, prokarbazin, prednimustin, busulfan, dihidroksibusulfan ve sisplatin, karboplatin gibi platinleyici ilaçlardır. Bu ilaçlarda risk, ilacın dozu, tedavinin süresi ve yoğunluğu arttıkça artar.

Topoizomeraz baskılayan ilaçlardan etoposid ve teniposid, AML’ye 2-3 yıl içinde ve dozla ilişkisiz olarak yol açabilmektedir. Doksorubisin, epirubisin ve mitoksantron ilaçları da, topoizomeraz baskılayıcı ilaçlarla benzer etki göstererek AML’ye sebep olabilmektedir, ancak doz yoğunluğu önemlidir.

Organ nakillerinde kullanılan azatioprin isimli ilaç AML ve Hodgkin olmayan lenfoma riskini arttırmaktadır.

Burada yazdığım ilaçların isimlerini, bu ilaçlar kullanılmamalıdır anlamında vermedim. Bu ilaçları içeren tedaviler, belli bir hastalığı iyileştirmek açısından etkinliği kanıtlanmış tedavilerdir. Bir hastanın bu tedaviyi almamış olması, mutlaka başarı şansının azalmış olması anlamına gelmektedir. Bu tür yan etkilerin olabildiğini, sizi tedavi eden doktorun bunu bildiğini ve faydasının zararından çok olması beklendiği için bu tedavinin seçildiğini vurgulamak istedim. Elbette, tümöre karşı aynı derecede etkili, ancak ikincil kanser yapma riski daha az olan ilaçlar tespit edildikçe tercih edileceklerdir.

Araştırmacıların bu tür ilaçlar ve yeni tedaviler üzerinde kafa yorduklarına emin olabilirsiniz.

kansere neden olan

Görüş Bildirin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir