Tümör Markerları

- 25 Nisan 2017

Tümör markerına, tümör belirteci, tümör belirleyicisi de denir. Vücut sıvılarında (kan, vb.) bulunan, belli bir miktarı geçtiğinde vücutta kanser varlığını düşündüren maddelerdir. Günümüzde yüzde 100 güvenilir bir tümör belirleyici yoktur. Yani varlığında kanserin olduğunu yüzde 100 olasılıkla gösteren, yokluğunda da kanser olmadığını yüzde 100 kanıtlayan bir tümör belirteci yoktur.

Yalancı pozitiflik ve yalancı negatiflik dediğimiz durumlar sebebiyle, belirli birkaç durum hariç, kanser tanısı almamış kişilerde tarama amacıyla tümör belirteçlerinin kullanılması önerilmemektedir.
Buna rağmen, pek çok kişi, kendi isteğiyle veya bazen de bir doktorun önerisiyle kendisinde bu tetkikleri yaptırmaktadır. Yalancı pozitiflik dediğimiz durumda, kişide o an teşhis edilebilecek bir kanser hastalığı olmadığı halde bu belirteçlerden birisi veya birkaçı yüksek çıkabilir. Yapılan tarama testlerinde kanser saptanmasa bile, bu kişide belli aralıklarla bu belirteçler ve tarama testleri tekrarlanacak, kişinin kendisi ve ailesinde yıllarca endişeye sebep olacaktır.

Belki etrafınızda bu durumun aksine örnek gösterilecek vakalar duymuş olabilirsiniz. Ancak bir kişide tarama testi amacıyla tümör belirteci bakarak tanı konması, toplumun genelinde böyle bir uygulama yapmayı haklı çıkarmaz; nasıl ki, çok sigara içen ama kanser olmayan bir kişiyi örnek gösterip sigaraya devam etmenin doğru olmaması gibi.

Gelir düzeyleri bizden yüksek Batı ülkelerinde bununla ilgili pek çok araştırma yapılmış, ve aşağıda vereceğim istisnalar dışında toplumda tarama testi olarak şu anda bilinen tümör belirteçlerine bakmanın mantıklı bir uygulama olmadığı sonucuna varılmıştır:

Kronik viral hepatitli hastaların takibinde, serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyinin yükselmesi, ameliyatın mümkün olabileceği erken bir evrede karaciğer kanserini tespit edip hastanın hayatını kurtarabilir.

Elli yaşın üzerindeki erkeklerde, serum prostat spesifik antijen (PSA) yüksekliği, ameliyatın mümkün olabileceği erken bir evrede prostat kanserini tespit edip hastanın hayatını kurtarabilir. Burada tartışmalı konu, prostat kanserinin pek çok kişide yavaş seyirli gitmesi yüzünden, belki de prostat kanserinden ölmeyecek bazı kişilerin gereksiz yere prostat kanseri tedavisi alma olasılığıdır. Bu açıdan her ülke, kendisine uygun önerilerde bulunmaktadır. Ancak bir kişi, bir şikayetle doktora gittiğinde, veya muayenesinde prostatta şüpheli bir durum olduğunda istenen PSA ölçümü olağan bir tarama yöntemi sayılmamalıdır.

Bu yazının yazıldığı tarihte kullanımda olan serum CA 15-3 (meme kanserli hastaların metastazlarının onaylanması veya tedaviye olan yanıtını değerlendirmede yol göstericidir), CA-125 (Over kanserli hastaların takibinde tedaviye olan yanıtın değerlendirilmesi veya nükslerin erken yakalanmasında yol göstericidir), CA 19-9 (Pankreas kanserli hastalarda hastalığın seyrinin önceden tahmin edilmesinde faydalıdır), CEA – Karsinoembriyonik antijen (Kolon kanserli hastalarda nükslerin erken yakalanıp hayat kurtarıcı ameliyatların yapılabilmesine olanak sağlayabilir, ayrıca tiroid bezinin meduller tipteki kanserlerinde yüksek değerlerin azalması tedaviye iyi yanıt olduğunu düşündürebilir), NSE-Nöron Spesifik Enolaz (Küçük hücreli akciğer kanseri tanısı almış hastalarda artmış olan seviyelerin azalması durumunda tedaviye olan iyi yanıtı gösterebilir) düzeylerinin, kanser tanısı olmayan kişilerde bakılmasının doğru olmadığı söylenebilir.

Ayrıca vurgulamak gereken, bazı testis kanserlerinde AFP (karaciğer kanserinde belirtilmişti) veya Beta-HCG (Hamilelik tanısında da kullanılır) yüksek olabilir. Bunlar hastalığın gidişatını önceden tahmin etmemizi ve tedaviye yanıtın değerlendirilmesini sağlayabilirler.
Herhangi bir kanser türünde yukarıdaki belirteçlerden bazıları yüksek olabilir. Mesela meme kanserli birisinde CEA, kolon kanserli birisinde CA 19-9, akciğer kanserli birisinde CA 15-3 yüksekliği olması şaşırtıcı değildir.

Bu konuyla ilgili olarak tekrar vurgulamak istediğim şey, tümör belirteçlerini, ne için istediğini bilen, yüksek çıktığında da ne yapacağını bilen (bir onkoloğa görünmelisiniz demeyecek) birisinin istemesi gerektiğidir.

Tümör

Görüş Bildirin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir